İnsanların Yalnız (Dostsuz / Arkadaşsız) Kalmasının Sebepleri

Bir kişisel gelişim uzmanı olarak ben , hocalarım ve konunun uzmanları tarafından; başarılı, kazanan ve genel olarak herkes tarafından sevilip saygı gören insanları incelerken tüme varım yöntemini kullandığımız gibi olayın tersini düşünüp tümden gelim yöntemi ile eksiklikleri veya hataları ve bunların nedenlerini de açıklayıp yanlışları temelinin nasıl düzeleceğini de ortaya çıkartmaya çalışırız.

Çeşitli kişilik testleri belli gruptan insanlar arasındaki benzerlikleri vurgular. Yine de, diğerleriyle olan tüm benzerliklerine rağmen her insan gerçekte eşsizdir. Bu yüzden hiç bir test ve sınıflandırma bir insanı tam olarak tanımlamaya yetmez. Testlerle ve sınıflandırmalarla bir insan hakkında ancak genel bir fikir edinebiliriz. Bizler yine de hem kendimizi hem de çocuklarımızı  ve çevremizdekileri daha iyi tanıyabilmek ve anlayabilmek amacıyla bazı genellemeler yaparız.
Kişiliğimiz içimizden gelen dürtülere ve yaşadığımız çevrenin koşullarına bağlı olarak gelişir.
Doğuştan getirdiğimiz bu dürtülere yaratılış özellikleri ya da mizaç diyebiliriz.
Mizaç + Çevreyle etkileşim = Kişilik


Şimdi çok sık rastlanan ve hem bu yüzden hemde insanın sürekli yaptığı yanlışları normal gibi algılaması nedeni ile insanların yalnız daha doğrusu "gerçek dostsuz veya gerçek arkadaşsız" kalma ve dolasıyla kaybeden olma sebeplerinin başlıcaları şu şekilde açıklanabilir:

Unutmaması gereken önemli bir noktada yalnız (kaybeden) insanların çoğunluğu yalnızlık (dostu ve arkadaşı olmamasının nedenini) sebebini başkalarına atmasıdır.
ilk önce yapmamız gereken "olabilir mi acaba" diye kendimize bir şans vermektir. Böylece başarılı, kazanan ve herkes tarafından sevilip saygı gören biri olmak, mutlak bir insanın isteyeceği, temel nitelikleri edinebilmeye başlayabiliriz,

Yalnızlık kavramını düşünürken iki temel husus zaman-mekan kavramını anlamamız gerekir. Aynı zaman ve mekanda bir arada olmak zorunda olduğunuz kişiler sizlerin yalnız olmadığınızı yanılsamasına düşürür. Daha anlaşır bir ifade ile aynı iş yerinde yan yana oturduğunuz iş arkadaşı gün içerinde sizinle mecburen bir aradadır. Eğer bu kişi ile iş dışında görüşmüyorsanız yada bu kişinin departmanı değiştiğinde selamlaşmadan öteye muhabbetiniz gitmiyorsa siz sadece zaman-mekan birlikteliği kurmuş demeksiniz, bu samimi arkadaş veya gerçek dost olduğunuz anlamına gelmez. Tabi bu bağlamda örnekler çeşitlendirilip çoğaltılabilir.
Önemli olan kendimizsek , kendimizin eksikliklerini düzeltmeye çalışmak gerekir.
Kendimizde şu sıradan gelen yanlışların, içinde olduğumuz durumları değiştirmeye çalışmakla başlamak iyi bir başlangıç olur.
İnsan doğası gereği ilişkilerinde “hatalar” yapar. Ancak bu hataların sıklığı dostlarımızı erken kaybetmemize yada hiç dost edinemememize yok açar.  Şimdi sıralayacaklarım, bir dostluğun oluşmasına engel olan yada  zamanla yıpranıp yıkılmasına yol açan ve insanların yaptığı çok önemli hataları içeriyor.
Başlıca yada en sık karşılaşılan yanlış davranışları kısaca  şu şekilde değerlendirilebilir :


* Farklı Dünya insanı Olmak :
Bir çok insanın sığındığı bir düşüncedir; ancak çok nadir görülür. Gerçekten marjinal bir kişiliğimiz yoksa yada gerçekten yetiştiğimizden farklı bir toplumda yaşamıyorsak artık bu mazereti bir kenara bırakmamız gerekir. Asosyal olmak yada şartların yalnız bıraktığı durumlar müstesnadır.

* İtici Olmayın :
Ortamdaki en doğru bilen kişinin siz olduğunuzu mu düşünüyorsunuz ? Yada en komik yada karizmatik... insanın siz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Herkesin lafını sürekli keserek, yüksek sesle konuşanlardan mısınız yoksa? Çevrenizdekilerin yaptığı espiriye cevabınız gülmek ve espirili cevap vermek yerine laf mı çarpıyorsunuz ? Lütfen artık büyüyün, hiç kimse o kadar da ilginç yada kusursuz değil. Başkalarına da saygı gösterip onları dinlemeye ve anlamaya (empati kurmaya) başlayın. insanları kırmak ile kazanamayacağınızın farkına varın.  ilk tanıştığınız insanlar size karşı bir irritasyon içindelerse , maalesef siz itici birisiniz. Sürekli itici olan insanlar, yeni tanıştığı insanların kendisinden uzak durma sebebini  genelde karşısındakinde kusuru zannederler. Bir şeyi anlatırken karşısındakini bunaltmaları , lafı fazla uzatmaları, muhabbette susacakları zamanları anlayamamaları iticiliklerini artırır.


* Sıkıcıysanız :
Ne diyordun? Pardon dalmışım, kafam başka yerde vb. yada anlattıklarınızın ardından tek kelime ile "evet" deyip konuyu kapatanlar gibi repliklerle çok sık (yani arada sırada olanlar müstesna) karşılaşıyorsanız ? Size üzücü bir haberimiz var. Acı ama gerçek siz gerçekten sıkıcısınız! Hiç kimse komik yada ilginç olmayan hikayeleri tekrar tekrar dinlemek istemez. Mesela harika bir anınız olabilir. Ama sürekli ondan konuşuyorsanız , ilgi çekici ve eğlendirici de olmalısınız. Aksi halde susmayı öğrenmeye yada kendinizi geliştirmeye başlasanız iyi olur.
Sıkıcı olmak arkadaşlık kuramamamızın en önemli sebepleri arasındadır ve çok çeşitli etkenleri olabilir, insanın kendini sıkıcı olduğunu fark etmesi de ve bunu kabullenmesi de bir o kadar zordur. Çevresindeki kimsede ona sıkıcı olduğunu söylemez ama işi bittiğinde uzak durmayı yeğler. Sıkıcı insanların ortak özellikleri arasında sabit fikirlilikleri, cahillikleri yada bilmedikleri ile övünmelerine sık rastlanır. Sıkıcı insanlara laf sırası geldiğinde lafı uzatmasın diye karşısındaki kişi konuyu eşelemez ve ayrıntıları öğrenmek için soru sormaz, bayram seyran dışında aramamaya çalışır, varlığı ve yokluğu bir anlam ifade etmeyeceğinden toplu şekilde yapılan organizasyonlarda gelip gelmemesi fazla önemsenmez. Muhabbetlerde "dur bunu da ... anlatsın" diye sıkıcı insana söz verilmek istenmez.

İtici ve sıkıcı olmak arkadaşlık kuramamanın  en önemli etkenlerinden ikisidir. Çok fazla başlık altında incelenebilir lakin en sık rastlanılan özelliklere göre :


a) Büyüklük taslayanlar :
Her olayda işin içine kendi egosunu karıştıran , kasıntı tiplerdir. Çevredekilerden farklı olduğu imajını vermeye çalışıp saygı kazanmaya çalışan yapmacık tavırlı kendini beğenmiş insanlardır. Bu tiplerin en çekilmez olanları sürekli çevresini aşağılayan itici kişilerdir.

b) Yapmacık tavırlılar :
Olayları abartıp yapmacık hal ve hareket takınan tiplerdir. karşıdakine bir türlü güven vermediklerinden doğal muhabbet etmek imkansızdır.

c) Sürekli kusur arayanlar :
Her şeyin bir eksiğini arayan , ortamın neşesini kaçıran bunaltıcı tiplerdir.

d ) Özensizler :
Arkadaşlarına hiç değer vermeyen, ilişkilerinde özensiz saygısız bir kişiliğiniz varsa işi bittiğinde aranmayan kişilerden olmayıda kabullenmelisiniz.

e) Dış görünüşe önemi abartanlar :
Gün olur devran döner güzel elbiseleri var diye sana gülenler , sana ilk tekmeyi atanlar olur, dostluklarda  iç dünyaları bilmek gerekir

f) Bencil tipler :
Aşırı bencillik, her olgunun merkezine kendini yerleştirme davranışı sıkıntı veren bir tutumdur. Bu tiplerin baskıcı olanları hiç yanında durulmayacak kadar iticidirler.

g) Karşısındakinin istemediğinde ısrarcı tipler :
Özellikle arkadaşlarının istemediği davranışlarda gereğinden fazla ısrar etmek, insanları sıkar ve insanları zamanla kendinden soğutur.

h) Sürekli Kendinden Bahsedenler :
Laf sırası onlara geldiğinde sadece kendilerinden söz etmekle kalmayıp ‘"O değil de…" vb. diyerek lafınızı kesen ve sonra şahsi defterlerini anlatmaya geçenler… Dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannedenler…Bu gibi insanların genelde dünya görüşü ve hayal gücü dar, sıkıcı insanlardır. Sürekli ara vermeden her lafta ben diye devam ederler.

i) Hep Aynı Şeylerden Bahsedenler :
Genelde kitap okuma alışkanlığı olamayan çok fazla gezmemiş insanlarda görünür. Bir kaç konusu vardır ve değişik cümlelerle sürekli(zaten muhabbet veya ortak konu aynı olmadığı halde) olayı o bağlama çekip aynı şeyleri söylerler,  basit ve sıkıcıdırlar.

j) Konu Anlamazları :
Muhabbet den bezdiren sıkıcı insan tipidir. Örneğin siz kurt köpeği almaktan bahsediyorsunuzdur, o size evde vahşi hayvan beslenmemesi gerektiğini söylüyordur. Daha açıklayıcı bir örnek vermek gerekirse siz "para olduktan sonra ferrari ye de binersin" dersiniz o "ferrari güzel değil ben porshe seviyorum der" cümle yakın olsa da burada anlatılmak istenen arabanın markası değil paranın lüxü satın almasıdır, olayın araba ile alakası yoktur. Bunun çözümü bol bol okumak, cümlede anlam konusunu çalışmak, paragraf ve anlatım bozukluğu soruları çözmektir. Örneğin burada altı çizili kelimeler bilinçli bir şekilde vurgulanmıştır eğer o kelime vurgusuz olursa eksik anlamaya yol açar.  Muhabbeti çekilmez en sıkıcı insan tiperinden biridir.

k) Ezbere Muhabbetçiler, Sabit Fikirliler, Sen Bilmez sinler :
Bütün hakemler satılmıştır, yol bitmiştir, kesin geliyordur... Farklı temalarda ezberledikleri birer ikişer cümle vardır, sıradan onları geçerler. Ezberledikleri sadece cümle de değil, o bakış açısıdır. Bilmedikleri hemen her şey yanlıştır ön yargısı ile bakarlar. Daha kötü durumdakiler "sen bilmezsin, sen anlamazsın..." tarzında konuşurlar. Bu tiplerin çoğunluğu karşısındaki sıkılıp lafı uzatmadığı için karşındakinin konuyu hiç bilmediği yanılgısına düşerler, daha da sıkıcı olanları konuyu uzatıp size kendi bildiğini "Kesinlikle, katiyen, olmazsa olmaz" gibi tarzında anlatarak zaman tüketirler. Bir konuda yanlış düşündüğünü anlasa bile mazeretler üretip eski bildiğinden ayrılmamak isteyen sabit insanlardır. Dümdüz, sığ, dar kafalı, yeniliğe kapalı insanlardır. Sıkıcıdırlar.

l) Hayatımın Şeysi :
Her okuduğu kitap hayatının kitabıdır, her dinlediği grup hayatının müziğidir. Geçen hafta hayatında gördüğü en güzel kasabaya gitmiştir. Her gördüğü olayda şok olmuştur. Her şeyden çok kolay etkilenir, çok fazla büyülenirler. En sonunda karşısındakine fenalık getirirler. Bu tipin bir özelliği de sıkışınca salağa yatıp bilemediğinden yaptığı imajını vermeye çalışmaktır. Sıkıcı darkalıp insanlardır.

m) Dedikoducular :
Keyifli muhabbet etmek imkânsızdır. Çünkü muhabbetten anladığı sadece dedikodudur. Kim kimden ayrıldı, kim kimin arkasından konuştu, son dakika gelişmeleri hep bunda... İç şişirirler, yanında ekleyip başkasına anlatacak diye bir şey konuşmaya çekinirsiniz.Sıkıcı insan tipidir.
"Sadece centilmenler sır tutar"

n) Oyun Bozucular, İstemezler :
Her aktivitede sıkılan yada oyunu tadını veren unsurları her seferinde bozan, sürekli saçma sapan şeylere kafayı takan, kalabalık ortamlarda rastgele bir kişi seçip onun üzerinden propaganda yapıp yön saptırmaya çalışan, yeni bir fikri yada olayı sürekli anlamsızca istemiyen bunaltan sıkıcı insan tipi.

o) Sıkılganlar :
Sürekli bunalım muhabbet ve ajitasyon yapan her muhabbetin tadını kaçıran her olayda ilgi bekleyen sıkıcı tiplerdir. Genelde hımbıl ve gelişmeye kapalıdırlar, hareketli eğlenceleri sevmezler.

p) Lafı Çok Uzatanlar :
Bir şeyi anlatana kadar insana gına getiren , bir cümleyi iki kez arka arkaya tekrarlayan, aynı soruyu tekrar tekrar soran, karşındakine söz hakkı tanımadan konuyu kapatan sıkıcı tiplerdir.

r) Mizah Güdüsü Olmayanlar :
Bunu düzeltmekte zordur, anlatmakta :) "Mizah bir zeka gösterisidir.".


* Kırıcıysanız :
Eğer kaba saba davranan, çevresindekileri sürekli bir biçimde kıran maganda tavırlar içerisinde bulunan gerek yetki gerekse kaba kuvvet üstünlüğü ile insanların saygısını kazanmaya çalışanlar şunu bilinki ilk fırsatta çevrenizdekiler sizden kurtulmaya çalışacaklardır. Kim yontulmamış bir baltayla bir ortama gitmek yada bu benim arkadaşım diye başkalarıyla tanıştırmak isterki. Delikanlılık başka bir şey magandalık başka, efendi olmak her zaman fayda getirir. Bu tip insanlar çevresindekiler ses çıkarmıyor diye hal ve tavırlarını abartırsa iyice çekilmez olurlar. Mecburi muhabbet dışında uzak durulması gereken insan tipidir.

* Yalancı yada Sözüne Sadık değilseniz :
Herkes yanındakine güvenmeyi ister bu mutlaktır fakat zor olan kişinin kendisine, "evet ben işleri çok yalan söyleyerek geçiştirmeye çalışıyorum" demesidir. Çok zor kabullenen ve çok zor düzeltilebilen bir rahatsızlıktır (mitomani). Genelde "tamam hallederiz" gibi cümleler yada iddiaya girip "zaten öylesine laftı" gibi tutumlardan vazgeçmelisiniz. Tutamıyacağınız sözler yada zamanında gerçekleştiremiyeceğiniz vakitleri o anı geçiştirmek için vermeyin. Size beyaz görünen yalanlarda ışığın olmadığı yerlerde karadır.

* Borcuna Sadık değilseniz :
Dost kaybetmenin en kolay yollarından birisidir. Borç alındığı gibi geri verilmelidir. Kafanızdan "şunu da ona saysın" gibi aciz hesaplar yapmayın. Emanete verilen değer aslında karşınızdakine verilen değerdir. Kimse kendine değer vermeyen biri ile dost olmak istemez.

* Menfaatçi iseniz :
Faydası olan şeyler herkes sever ama sırf küçük tatminler için dostluklarınızı zedeliyorsanız bundan vazgeçin. Birisi ile samimi olmak, onun eşyalarını kendinizinmiş gibi kullanma hakkı vermez. Menfaatçilik sadece maddi anlamda değil manevi anlamda da itici bir durumdur örneğin en yakın dostunuzla muhabbet ederken iyi ama 3. bir şahıs geldiğinde onun saygısını kazanmak için arkadaşınıza laf sokuyor yada küçümsüyorsanız bu size saygı değil iticilik kazandırır.

* Yüksek Sesle Konuşanlar yada Konuştuğu Anlaşılmayanlardansanız :
Hiç gerek yokken bağıra bağıra konuşan bir model vardır. Artık o ses düzeyi onlara normal gelmeye başlamıştır. Kafa şişirirler, hayattan bezdirirler. Bir de gülmeye başlarlarsa, yanarsınız. Bu kolayca kişinin kabullendiği ama çok az insanın düzeltmek için uğraştığı bir alışkanlıktır. Eğer sizinde diksiyonda bir sorunuz varsa internet den indireceğiniz bir kitapla bile kendi kendinize düzeltebilirsiniz. ama önce şunu kabul edin kim söylediği anlaşılmayan yada bağıran bir haber spikerini izlemekten haz duyar ki ?

* Temizlik :
Kişisel temizlik apayrı bir konu ama kimse kokan bir insanın yanında uzunca kalmak istemez sadece bir not düşülecek olursa insanlar karşısındakinin elleri ve ağız temizliğine ilk karşılaşmada kafasında bir imaj oluşturur. yani bu çocuğa bile söylenmez ama ellerinizi yıkamayı, dişlerini fırçalamayı, banyo yapmayı alışkanlık haline getirin. Burada anlatılmak istenen titizlik hastası olun demek değildir böyle anladıysanız bu yazıyı Konu Anlamazları kısmından başlayarak tekrar okuyun...

* Emrivaki insansanız , Ben Bilirimci iseniz :
Biri ile dostluk kurduğunda her şeyi yapmaya hakkı bulunduğuna inanan insan tipidir. Anlamadığı işlere bile burnunu sokup size akıl vermeye çalışırlar. Haber vermeden eve gelir, sormadan sizin adınıza karar alırlar. Sizin eşyanız ortak, onun eşyası kendininmiş gibi davranırlar. Boğulmak istenen insan tipidir. "Yok o öyle değil" diye her konuyu kendince bakış açısıyla size kabul ettirmeye çalışan tiplerdir, "sen benim dostum değilmisin" " arkadaş arkadaşa böyle yapar" gibi saçma bakış açısına sahipseniz şunu bilin karşınızdaki ilk fırsatta sizden kurtulmak ve arayı soğutmak için bahaneler arayacaktır.

* Cümleleri Yanlış ifade Edenler :
Recep İvedik sendromu diyebiliriz :) Söylediği doğru fakat söyleme şekli yanlış olan kişilerdir, ortak özellik olarak dil bilgileri, kültürleri ve kelime hazneleri dardır. Beni kolay kolay kimse anlamaz diye mazeretleri cebindedir.

* Güvenilmezler :

Eğer dostlukarınızda güven yoksa , bırakın güveninizi sürekli sarsıp size zarar veren tipler gitsin bunların gidişi bir kayıp olarak görmeyin...

* Vefasızlar :
"Vefa semaya çekilmiş namı cihanda gezer." Arada bir eski dostları aramanın kimseye zararı olmaz.

Liste daha da uzatılabilir....

SONUÇ : 
Tabiki bir kişinin kendisinde olan bu eksiklileri fark etmesi, kabullenmesi ve düzeltmeye çalışıp düzeltmesi çok zordur. Kimse mükemmel değildir ama dünya da ki herkes yanlışta sizmi tam doğrusunuz o zaman ? madem öyle neden çevrenizde popüler değilsiz ? neden yalnızsınız ?
Birde şöyle düşünün kim bu ve benzeri huyları olan bir dost ister ki ?
Bu sayılan özellikler yada benzerlerini bir hata olarak nadiren yapmış ve bunun yanlış olduğu fark etmişseniz doğru yoldasınız demektir ama bu yanlışlıkları huy edinmiş ve artık sizin bir parçanız olmuşsa sorun sizde demektir.
Bu saydıklarımın bir yada bir kaçı sizin mizacınızın %20 sini geçiyorsa, tabi burada oran görecelidir yani kurduğunuz 10 cümlenin 2 sinde sürekli tekrarlanan ve artık size normal gelen bir davranışınız varsa ve yanlışını etrafınıza ve kendinize doğru olduğuna inandırmakta diretiyorsanız , yalnız kalmakta size normal gelmeye başlasa iyi olur....
Durum çok kötü ise bir kişisel uzmana yada konu ile ilgili kitaplara baş vurmalısınız.
Unutmamalıdır ki herkesin doğrusu kendinedir lakin mutlak doğru tektir.

* Bonus :
Sadece arkadaş çevrenizin geniş olması için  değil , aile içi mutluluk içinde bu veya benzeri huylarınız varsa, kimse mükemmel değildir ancak bu mutlak yanlış olan huylarınızdan vazgeçmelisiniz.

Eğer bu gibi huylarınız yok ve yazıyıda buraya kadar okumuşsanız size teşekkür ederim. Çevremiz  de böyle insanlar ne kadar çok değil mi? Yada bu gibi huyları olmayan insanlara karşı afinitemiz ne kadar yüksek değilmi ?  Bundan sonrası için sizin değişime değil, gelişime yönelmenizi tavsiye eder daha mutlu bir insan olmanızı temenni ederim.

DipNot: İnsanlar doğuştan bazı özelliklerle meydana gelirler Yakışıklı yada güzel olmak veya zengin olmak gibi unsurlar dış etmenlerdir. Bu yukarıda yazanlar dış çekicilik, maddi zenginlik , rütbe yada menfaat durumları gibi yapay durumları işlememektedir. Eğer bulunduğunuz durumu böyle değerlendirerek bir sonuca ulaşmak için kendinize bir çıkarım edinmeye çalışıyorsanız siz bir konu anlamazısınız ve  zor ama belki faydası olur diye makaleyi tekrar baştan okumanızı öneririm,

Son olarak

Kiminle gezdiğinize , Kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin! Çünkü; -"Bülbül güle, karga çöplüğe götürür." (Mevlana Celaleddin Rumi )
LØRD



28 yorum:

  1. insanlar hangi durumda arkadaşsız kalır ? nasıl giderilir ?

    YanıtlaSil
  2. bunun daha kısası yok mu

    YanıtlaSil
  3. Neden Arkadaşsız Kalınır ?

    YanıtlaSil
  4. Arkadaşsız kalmak

    YanıtlaSil
  5. Ben ne merkepler gördüm , üstünde taşıdığından daha değerli

    YanıtlaSil
  6. Bu dediklerinize sahip bir arkadaşım var ama nedense çevredeki insanlar görmezden gelip onunla arkadaş olmaya çalışıyorlar dediğim kişinin tam tersi bi insanımdır insanları düşünürüm onları kırmamaya çalışırım ama hiçbi şekilde arkadaş bulamıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki siz öyle görüyorsunuz ama gerçekler farklıdır, belki insanları çeken başka bir özelliği bu eksikliklerini kapatıyordur. olayı kişiye indirgemek için o kişinin yapısını ve bulundurduğu faktörleri beraber analiz etmek gerekir. En büyük sorun insanın kendisini aynalar dışında görememesidir.

      Sil

  7. "Yalnızın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna."
    - Özdemir Asaf

    "Yalnızlık adam olmayanların vereceği saygıdan, sevgiden yeğdir."
    - Mevlana

    "Ahşu yalnızlık, kemik gibi ne yana dönsen batar." -Cahit Zarifoglu


    "Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür."
    - Anton Pavlovic Cehov

    "Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben."

    - Ahmet Altan

    "Yalnızlık tek kelime, söylenişi ne kadar kolay. Halbuki yaşanması o kadar zordur ki."
    - Goethe

    "Yalnızlık, sizin size yokuşunuzdur."
    - Hasan Ali Toptaş

    "Ey yalnızlık! Herkesin koynuna girip çıkarsın da, bir tek benimle mi düzenli bir ilişkin var?"
    - Ece Ayhan



    "Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, kim çıkarabilir?"
    - Nietzsche

    "Eğer bir kişi yalnız olmayı beceremiyorsa, başkalarıyla bir arada olmayı da becermez."
    - Michel Foucault

    "Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz."
    - Özdemir Asaf

    Duman - Yalnızlık Paylaşılmaz;

    YanıtlaSil
  8. durum okadarmı vahim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Umarım değildir. Ama dış görünüş yada zenginlerin çevresi hep insan kaynıyor gibi durumlar makalede anlatılmak istenenden harici durumlardır. Hayatta 80/20 kuralı diye bir şey vardır , Yani kısaca bir şey anlatılırken en uç örnekleri değil %80 ni ni kapsayan gerçeklerden yola çıkarak bir sonuç edinimi yapılır yoksa eee o benden daha tipsiz ama zendin o yüzden öyle vb. durumlar uçları temsil eder ama her tipsisin yanında güzel bir hatun olacağı sonucunu çıkartmak aradaki düzenin dengesini bozan zenginliğin geneli değil bir müstesnayı gösterdiğini , yani kısaca resmin tamamını görmek dediğimiz olguyu kaçırıp gerçek sonuca yanlış ulaşmaya neden olur.

      Sil
  9. emeğiniz için teşekkürler ama bizim millet bu kadar uzun yazıları okumayı bile beceremediğinden , düzelmesini beklemek .... sanmıyorum ama

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) bir yıldız parlasa yeter...

      Sil
  10. Bende birşey soracağım, lise 1 deyim. İnsaların konuşmaları bana çok saçma ve gereksiz geliyor ama onların arasında bu çok normal mesela konuşurken 'addfasfd' türü şeyler yazanlar en başta geliyo, kendim gibi birini bulamıyorum sıkıcı olmak istemiyorum ama bunlar bana saçma geliyo.. Cevaplarsanız sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buradan tam teşhis koymam ve iki satırla tüm cevapları vermem imkansız lakin şu yazımı
      http://webseyyahi.blogspot.com.tr/2014/12/normal-ve-cahil-toplumlarm-minimalist.html
      okuyun. Kısaca çevrenizin ortalama zekası düşükse yapacak bir şey yok .
      bende kendim gibi birini bulamıyorum :) bulamayızda lakin yakın bakış açısına sahip kişileri çevresinde görmeyi herkes ister. Ancak bu biraz tesadüflerin sonucudur.
      Eğer çevredekilerden bir adım öndeysen onları yönetmeyi öğrenmelisin yoksa yalnızlık zamanla normalleşir.
      Sana verebileceğim tek tavsiye imkanın varsa sosyal ortamlarını genişlet ozaman ortak eğlenceleri paylaşabileceğin insanlarla karşılaşma şansın artar. mesela bilgisayar kursu, spor etkinliği, kitap okunan mekanlar artık senin imkanın ve hoşlandığın şeylere göre değişik ortamlardan insanlarla tanış.
      Birde dışarıda kalma konusunda cool takıl bir zaman sonra diğerlerinin sana yaklaşacağını görebilirsin tabi cool olmak için önce içini bilgi ile doldurmak gerekir yoksa gelenin gitmesi kolaylaşır.
      Son olarak lise çabuk geçer üni. de daha çok alternatif ve baki dostluklar kurabilirsin. Yani zamana bırak , alternatif ara kendi içini bilgi ile doldur.

      Sil
  11. Sürekli kendinden bahseden, sürekli aynı şeylerden bahseden, yüksek sesle konuşan, konu anlamazı (çünkü doğru düzgün dinlemiyor ve sen onun dediğinin aynını başka kelimelerle yinelesen bile "Hayır ama öyle değil aslında şöyle...." diye sürekli bir karşı çıkma hali içinde.), kusur arayan (Konserler kalabalık ve yorucu, dans edenler aptal. Konsere gelir ama bu bakış açısını da mutlaka dile getirir ve ortamın enerjisi düşer.), cümleleri yanlış ifade eden. Benim nişanlımda bunlar var. Arkadaş ve akrabalarım o konuşmaya başlayınca içlerinin şiştiğini söylüyorlar. Elimden birşey gelmiyor. Dikkat ediyorum, insanların sözünü sürekli kesiyor ve kendisi sazı eline alınca da bırakmak bilmiyor. Bunu görünce sinirleniyor "Yalnız kalmayı hakediyor, kendi haline bırakayım." diyorum ama sonra üzülüyorum çünkü onun muhabbetinin sıkıcı olduğunu söyleyen insanlar bile iyi biri olduğunu dile getiriyorlar. Misafirim gelir, eğlensinler diye istedikleri yere götürür, çoğunlukla hesabı o öder, kimseye ödetmez, bir dertleri olsun o çözer, yardımcı olmak ister.. Bunları da gördükçe üzülüyorum. Bin defa "Biraz da konuşmaya değil dinlemeye istekli ol. Sen lafı planlamadan karşındakinin sözünü bile kesebiliyorsun ama biz senin "ııııı uuuuuu şeyyyy" diye lafı gevelemeni beklerken sıkıntıdan çatlıyoruz, sohbet ederken kafan ettiğin sohbette olsun. Sürekli kendini, yaptıklarını anlatma, bırak insanlar seni sen onları yaparken görünce bunları kendileri farketsin ya da sen kendini methetme, bırak başkaları seni methetsin." vb. gibi uyarılar yapıyorum ama hiçbirşey değişmiyor. iki arada bir derede aklıp geriliyorum, akıcı bir sohbt eğlenceli bir vakit geçirelim diyorum, o geldiğinde ortam birden onun muhabbetine amade hale geliyor ve çoğunlukla diğerleri susup onu dinliyor ve açıkçası ben bile sıkılıp, bunalıyorum, zaten anlattığı şeyleri 75. defa dinlemiş oluyorum. Bu yüzden ayrılmayı, onunla mutlu olamayacağımı bile düşündüğüm zamanlar oluyor çünkü iyi vakit geçirmek iin kaçak göçek plan yapmak zorundayım ama zevk almasa bile ben birileriyle görüştüğümde illa o da geliyor ve ben "Sen gelme." dememeye çalışıyorum, çünkü bunu dediğim zamanlar da oldu ve o zamanlarda kendimi suçlu hissettim. Ne yapacağımı şaşırdım ya. Bu yazıyı da yine benzer bir olay yaşadığımız için Google'da "Muhabbeti sıkan insanlar" diye bir arama yaptım da buldum. Sizce bir çözümü olabilir mi bu durumun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar
      Öncelikle ben bu makalemi iyi bir insan olmasına karşın "kaybeden" insanların yakınları için için yazdım.
      Yoksa "kaybeden" olupta bu yazıyı okusa bile, kendi aklınca mazeretler bulup kendi yanlışını görme olasılığı çok düşüktür. Hatta yukarıda yazdığım tüm yanlışlar bir insanda toplansa bile , yinede bunların hiç birisini kendisinde pay biçmeyecektir.
      Bende biliyorum ki bu insanlara yaptığının yanlış olduğunu anlatmanın zor , kabul ettirmenin çok zor, düzeltmenin ise çok çok zor olduğunu.
      Bu gibi durumlar için dışarıdan teşhis koymak ve çözümü iki satırda yazmak olanaksız. Size tavsiyem arkadaşınıza burada yazdığınız gibi açık ve net bir şekilde durumu anlatmanız ve sonucunda anlarsa çok kırılacağını ve aptal değilse ve size değer veriyorsa kendisinde deprem etkisi yapacağını bilmeniz gerekir.
      Düzelme konusu ise madde bağımlılığından kurtulmak gibi zor ve zaman alıcı bir süreç olduğunu bilmeniz gerekir. imkanınız varsa bir kişisel gelişim uzmanı ile görüşüp , profesyonel destek almanız yönündedir. Bir ömür yanlışlara katlanıp üzülmek, size sadece duruma adapte olup alışmaktan başka bir şey kazandırmaz.
      Geçmiş olsun.

      Sil
  12. Sıkıcı biriyim.Söylenen şeylere diğer insanlara gibi tepki veremiyorum, kahkaha atamıyorum.En fazla yapabildiğim kafa sallamak ve gülümsemek.Bu sorunu çözebilsem her şey daha farklı olacak eminim.Sizce çözümü nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her insan, kendi içerisinde bir dünyadır. Bir çakıl taşına bakarak evrenin geri kalanını anlamak olanaksızdır.
      Yani buradan iki satır çıkarım ile sonuca varmak yanlış olacaktır. Bir insanı yapmacık olmadan geliştirmek , detaylı analiz ve gözlemler ister ama en çokta zaman ister .
      Siz negatiflerinizi görerek bir adım atmışsınız ama gerisi için diğer koşulları bilmek ve kalıbı genişletmek için okumak (tasavvuf, felsefe, teknoloji vb.) ile devam edip sonrasında bir uzman yardımı almanızı öneririm.
      Geçmiş olsun...

      Sil
  13. Kendimi çok tuhaf hissediyorum şu an. Ailem var hemde genel kültür seviyesi yüksek ama ben yalnız hissediyorum . Çocukluğumdandır arkadaşlarım tarafından kıskanıldığımı düşünüyorum bazı kanilara vararak . Her arkadaşım tarafından kazık yedim . Çok altan alan bir yapım var empati kurarım iyi niyetli bir insan olduğumu düşünüyorum tabi bu benim fikrim . Sanırım ben despotumda aslında düzenli yaşamayı seven biriyim ve ne yazık ki çevremde bunu seven yok .Sürekli beni kotuleyen bir açığımı gördükten sonra sürekli yüzüme vurma gibi çabalarda dolananlar olduğu halde (ortada bir durum varsa) kendime yoneliyorum

    YanıtlaSil
  14. Her zaman öğretmenlerim tarafından çok sevilen biriydim erkekler ve bayanlar tarafındanda ama her zaman yapmacık bulmuşumdur sevgilerini . Bu zamandaki sevgiye inananlardan değilim tüm insanlar yapmacık geliyor bende dahil. Kendi halinde olmayı seviyorum ama fazlasını kaldıramıyorum su ana kadar doğru ya da benim kafadan biriyle tanıştığımı düşünmüyorum eğer gerçekten karsilassaydim o kişi hiç birakmazdim . Ne yapmalıyım kestiremiyorum yalnız kendimide değil arkadaslariminda ne yapacağını kestiremiyorum yoruldum sıkıldım . Sizler ne oneriyorsunuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar
      kısacası bu yayın sadece bir giriş için di. Aslında çoğumuz yalnızız ama farkında değiliz , çok az kişi bunun farkına varabiliyor.
      Tabiki buradan size yardım etmem olanaksız. Kişisel gelişim uzmanına danışmanız gerekir .
      İmkanınız varsa seviyesi yukarıda olan bir eğitime gidin, mesela ingizce kursu gibi , baktınız durum aynı uzman görüşüne başvurun. baktınız orada iyisiniz ama kendi ortamınızda mutsuzsunuz ozaman sorunu anlamak kolaylaşır.
      umarım faydamız olmuştur.

      Sil
  15. İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.

    Sadece aptalların ciddiye alındığı bir dünyada yaşıyoruz. O halde “beni anlamıyorlar” diye üzülmek niye?

    Sıkıcı kişi, size arkadaşlık etmeden yalnızlıktan mahrum bırakan kişidir.

    Düşen bir çığda hiçbir kar tanesi, kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.

    Hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.

    Oscar Wilde

    YanıtlaSil
  16. çok beğendim teşekkürler

    YanıtlaSil
  17. Yazınız çok faydalı oldu teşekkürler

    YanıtlaSil
  18. Dili biraz sert olmuş sanırım, bilmiyorum belki de bilerek öyle seçmişsiniz. Ama saydıklarınız özellikteki (negatif) insanların daha çok arkadaşı oluyor maalesef. Mesela bullying yapan insanların etrafı hep kalabalık olur. Tespitler belki sıkıcı ya da kaba olan insanın sıkıcı ya da kaba olduğunu ispatlar ama yalnız kalmasına sebep olmaz sık sık. Kendi etrafımı düşündüğümde saydığınız pozitif niteliklere sahip insanlar da yok gibi. Insanlarla sürekli dalga geçen bir arkadaşım var mesela sana yalandan sen şundan anlamıyorsun deyip sana cinnet geçirtip sonra da ben aslında şaka yapmıştım ama sen ciddiye almışsın diyen birisinin onlarca arkadaşı var ve bu çoğusunda o cinnet durumuna sebep olmuş (kendileri anlatıyor). Daha bir sürü örnek verebilirim. Ve başka bir örnek olarak da zengin insanların ya da başarılı insanların etrafında çok insanın dost görünmesi de tezinizi de çürütüyor galiba. Ve başka bir gözlem de yalnız kalan insanlar diğer insanlar yüzünden yalnız kaldığını düşünmez. Neden ben yalnızım diyen birisinin arkadaş olamadığı insanları suçlaması ya da hor görmesi mantığa terstir çünkü en başta zaten onlarla arkadaş olmak istiyordur. En sonda yazdığınız "Eğer bulunduğunuz durumu böyle değerlendirerek bir sonuca ulaşmak için kendinize bir çıkarım edinmeye çalışıyorsanız siz bir konu anlamazısınız ve zor ama belki faydası olur diye makaleyi tekrar baştan okumanızı öneririm" yazmışsınız. Burada kendinizle çelişkiye giriyorsunuz çünkü bir kesinlik ifadesi var halbuki bu makale bilimsel bir makale değil sanırsam, çünkü kaynak, veri ve araştırma yok ya da koymayı tercih etmemişsiniz yani yazdığınızın doğru ve yanlışlığı çok tartışılır bir durum ama siz önerdiğinizin aksine sadece sizin söylediğinizin yani zenginlik ve ya rütbenin arkadaş sayısı ile ilgisinin olmadığını kesinlikle ifade etmişsiniz. (Ben bilirim durumu). Başta söylediğim gibi diliniz acıysa iticisinizdir gibi bir çıkarım yapmışsınız (doğru) ben makalenin dilini çok acı ve emri vaki buldum mesela(başka bir çelişki noktası). Benim için temel sorun çocuğuna elinde sigara "sen sakın sigara içme" diyen baba sorunudur. Yani bir uyarı ve ya öneri verirken bile kendi önerilerinizin aksi durumlar sergilemişsiniz maalesef. Asıl önemli olan aksiyondur. Yani birisini sevdiğinizi yüzlerce kez ona söylersiniz unutulur ama onu sevdiğniz için (onun için) yaptığınız bir haraket asla unutulmaz. Söylerken amel etmeniz lazım. Daha yardımcı makaleler yazmanız dileği ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katkılarınız için teşekkürler.
      Kullanım dili aslında makale en kestirme yoldan anlatmak için dikta eğiliminde olduğu doğrudur. Diğer çelişkileri anlamak için başlıkları ayrı ayrı değerlendirmek gerektiği muktedirdir. Her kişi ve her olay farklı değerlendirilmeli lakin normlarla açıklanması doğaldır.

      Sil