Angora Tavşanı





Ankara tavşanı, diğer adıyla Angora tavşanı uzun ve yumuşak tüyleriyle tanınır. Ankara keçisi ve kedisi gibi safkan tavşanlar, Ankara ilinden tüm Dünya'ya yayılmışlardır. En mehşur bilinen Angora kılı,angora koyunundan elde edilirdi ama sonradan(1700ler sonrası) angora tavşanı daha bilinir hale gelmiş,tüyünün sıcaklık hissinden dolayı daha çok tutulmuştur.(Sir Matthew McHammer'ın Seyahat Günlükleri-1678-2.cild).1700'lü yıllarda Avrupa'da Fransız yüksek tabakasının rağbet ettiği en popüler evcil hayvan olmuşlardır. 1900'lü yılların başında ise Amerika'da tanınmaya başlanmışlardır. Birçok varyetesi türetilmiştir. Fransız, Alman, Dev, İngiliz, Satin, Çin, İsveç, Finli türleri gibi. Yalnız yerel Amerikan tavşan besleyicileri klubünün (ARBA) kategorize ettiği İngiliz, Fransız, Dev ve Satin türleridir. Türkiye'de tüylerinin tekstil endüstrisinde hammadde olarak değerli olmasından ötürü besiciliği yapılmaktadır. Sıcak tutması açısından koyun yününden iki kat daha verimlidir. Lakin beslenmesi özellikle kırpılacak uzunluğa gelene kadar tüylerinin korunması zor, özel beslenme alanına ihtiyaç duyduğundan pek yaygınlaşamamıştır.
Kökeni Ankara olan Ankara tavşanının nesli 1723 yılında Türkiye'de tükenmiştir. Tarih boyunca Galatlar'ın bir boyu olan Tektosaglar, Frigler aynı dönemde İngilizdenizcileri tarafından Fransa ve Birleşik Krallık'a götürülmüştür. Yüzyıllar sonra Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşı tarafından Türkiye'ye yeniden getirilerek Kayseri'de bir çiftlikte yeniden üretilmeye başlanmıştır. Bugün bu tavşan türü sadece yün üreticileri tarafından özel olarak yetiştirilmektedir. Dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmaktadır. Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, Arjantin, Şili, Almanya, Brezilya bu tavşandan yün üreten başlıca ülkelerdir. Tavşan yününü işleyen en önemli ülkeler ise İtalya, Japonya, Almanya, Fransa, Hindistan ve Şili'dir. Dünyada Ankara tavşanı yünü üretiminin 8000-12.000 ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Üretimin %90'ı Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yapılmaktadır.








Ankara Adının Çapadan Geldiği Biliyormuydunuz ?
"Ankara ... birde denizi olsa" söylevini çok duymuşsunuzdur. Kalıntılarda Ankara 'nın bir zamanlar denize kıyısı olduğunu gösteriyor. bize göre uzak dünya yaşına göre yakın bir zamanda bugünkü Kızılcahamam sınırlarının sahil olduğunu göstermektedir.
Ayrıca Ankaranın 1600 lü yıllara kadar büyük ormanlara sahip olduğu ve 1402 deki Ankara Savaşında Timurun Fillerinin bu ormanlarda sakladığı çok az kişinin bildiği bir ayrıntıdır. " Anadoluda meşe denizi var " ibareside o günlerden kalmış bir söylevdir.
Roma İmparatoru Gallienus döneminden bir Ankyra sikkesi, (Ankara'ya ismini veren çapa)
Ankara, tarihi boyunca pek çok isimle anılmıştır. Şehir, Frigler, Galatlar ve Romalılar (Klasik, Helenistik ve Bizans dönemlerinde) tarafından gemi çapası anlamına gelen Ἄγκυρα (Klasik Yunanca'da Anküra okunur) olarak adlandırıldı; bu ad Latin harfleri ile Batılı kaynaklarda Ankyra ve Ancyra olarak yazılmıştır. Ankara, Arap kaynaklarında Beldei-el Selasil, Mamuriye ve Ma'muriye-i Selâse olarak geçer. Klasik Yunanca 'Anküra' olarak telaffuz edilen şehrin adı Araplarca korunmuştu, Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra bu ad Ankara ve Engürü olarak değişime uğradı, Batı dillerine de Angora olarak geçti. Engürü adı Arapça ekiyle Engüriye olmuştur. Ankara'yı egemenliğinde tutan devletler tarafından basılan sikkelerde beliren resmî ad, Selçuklularda Ankara, İlhanlılar döneminde Engürü ve Engüriye, Osmanlı Devletinde Engürü ve Ankara olmuştur. Osmanlılarda 16. yy'dan itibaren şehrin adı resmen Ankara olmasına rağmen onu izleyen yüzyıllar boyunca halk tarafından Engürü, Batılılar tarafından ise Angora olarak adlandırılmaya devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra diğer adların kullanımı son bulmuş ve Ankara adı evrenselleşmiştir.
Roma imparatoru Caracalla (79-81) zamanında basılmış bir sikkede MHTPOΠOΛEΩC ANKYPAC (Metropolis Ankyras, yani Ankara Metropolisi) yazıyor.

2 yorum: