Kalem Dedikleri

Bildiğiniz yada takip edenlerin bildiği üzere pek blogumuzda kişisel yayınlara yer vermiyoruz. Bu gün yaşadığım bir olayı belki okuyan olur diye bir kaç satır yazayım dedim.

Genelde olduğu gibi sabah 06.00 kalktım, evde kahvaltı alışkanlığım olmadığından hemen hazırlanıp işe yola çıktım. Istanbul kadar olmasada New York 'unda trafiği çekilmez olduğundan iş yerine yakın mesafede ev almaya çalışıyorum. Zaten sırf bu nedenden maaşımın önemli bir kısmınıda bu evin taksiti alıyor.

Neyse her zamanki gibi ayak üstü bir kahve ve yanında bir kaç atıştırmalık almak için her zaman gittiğim mmmm Türkçe de karşılığı tam nedir bilemiyorum kısaca büfe-cafeye gittim . Kahvemi aldım snacks (şekerli atıştırmalık, şekerli poğaça diye çevirebiliriz) bütün halinde ağızııma tıkmaya çalışırken, yandan üç kişinin konuşmasına kulak misafiri oldum. İçlerinden birisi sanırım İngilizce bilmediğinden Türkçe konuşuyordu. Normalde hiç muhatap olmam, yoluma devam ederim. Zaten fenom olarak pek kara kaşlı kara gözlü sayılmam . Yani söylemeden ilk bakışta Türk olduğum anlaşılmaz. Neyse normalde hiç bir şey olmamış gibi yoluma devam ederdim. Saatime bakıp, muhabbetlerini çaktırmadan dinlemeye ve kahvemi genelde bitirdiğim asansör yerine burada bitirmeye karar verdim. Türkçe konuşan adam yaşlılığa yaklaşmış ellili yaşlarda bir adamdı. Adam o kadar nazif ve duru konuşuyordu ki dikkatimi çekmişti. Sakin ve rahat bir tavırla , sesinin hızı, yüksekliği, kurduğu cümlelerin akışkanlığı ile hoş muhabbet bir tarzı vardı.

Aralarında geçen konuşmalarında ihtiyar adam bulabilirsem bir dolma kalem ve kurşun kalem almak istediğini ve buralarda bu tip ürünleri nereden temin edebileceğini yanındakilere sordu. Yanındakiler neresi var falan diye konuşurken şurası var(mücevaratçı) ama olmaz çok pahalı vs. diye söyleşirken. Bende; Merhaba ben de Türküm, buralara yeni mi geldiniz diye sordum. Evet dedi ihtiyar amca bir yakını davet etmiş burayıda görmek istemiş . Konuşmalarınız dikkatimi çekti, ahenkli bir üslubunuz var dedim. ihtiyar amca ; bunca yıllık kitap okumuşluğun kattığı değerdendir diye gülümseyerek yanıtladı. Kalem neden almak istiyorsunuz, buralar biraz pahalıdır, replikasıda zaten her yerden alınabilir diye sordum. Neyse adam yazarmış kalem hobisi varmış. Bende onlara uygun bir yer tarif ettim. Sıradan cümleler ile geçen zamandan sonra kendi yollarımıza doğru yöneldik.

Yolda giderken düşündüm . Bu adam, bu kadar güzel cümleler kurarak konuşmasaydı. bende hiç muhataba girmez ve kalem alması için ona yol göstermezdim. Dolayısıyla ya çok pahalıya alırdı istediği kalemleri yada hiç almazdı. O güzel cümleleri kurarak konuşmasını sağlayan okuduğu kitapların faydasını görmüştü sanırım :)

0 yorum: