Kılıçların Efendisi

Kılıçlar tarih boyu insanoğlunun kullandığı aletlerin en üstünü olarak kabul görmüş ve bir çok efsaneye konu olmuştur.

Peki insanoğlunun tarihi boyunca kılıçların tarihi nasıl olmuş ve en merak edilen konu geliştirilmiş en iyi kılıç hangisi olmuştur?

Kılıç Nedir ?
Dilimizde “kılıç” çelikten yapılmış, bir veya her iki kenarı keskin, çoğunlukla sivri uçlu, uzun silahların genel ismidir. Dünya literatüründe ise, Türkler tarafından geliştirilmiş, özgün bir biçime sahip belirli bir kılıç türüne “kılıç” denir.
Türkler tarafından yaygın ve etkin olarak kullanımı VIII. yüzyıla kadar inen tek dışbükey ağızlı namlu biçimi doğuda önce Çin’e (“dao”), sonraki çağlarda da Çin üzerinden Japonya’ya (“katana”) ulaşmış. Göçler ve akınlarla güneyde Hindistan’a (“talwar”), batıda İran (“şimşir”) ve Arap Yarımadası’na (“seyf”) ve nihayet Avrupa’ya (“sabre”) kadar yayılmış ve özellikle bir süvari silahı olarak geniş kabul görmüş. Zamanla Türkler bu biçimi daha da geliştirerek, bugün dünyanın “kılıç” olarak bildiği silaha ulaşmışlar.http://webseyyahi.blogspot.com.tr/


Kılıç Çeşitleri (Sword Types) Nelerdir ?
Kılıç tiplerini öncelikle türetildikleri coğrafyalara, sonrada şekillerine göre ayırabiliriz. Coğrafyaya göre ayırırsak;
Uzak Doğu (Çin, Türki, Moğol ve Japon … ) Kılıçları
Orta Doğu (Türk ve Osmanlı, Arap, İran … ) Kılıçları
Batı (Avrupa ulusları) Kılıçları
olarak 3 ana kolda sınıflandırma yapılabilir.

Uzak doğu kılıçları; Çin, Moğol ve Türki (ve daha nice) topluluklarının birbirlerini çokça etkileyip, kılıç yapımında birbirlerinden esinlenip türetilmesiyle oluşmuştur. Ama ana karadan ayrı bir ada olan Japonya, kendine has çok daha özgün kılıçlar türetmiştir. Orta doğu ise, özellikle Türkler vasıtasıyla, eğri (Kıvrık) Moğol-Türki kılıçlarından esinlenmiş, kendine göre geliştirmiş, ve hatta daha sonra Avrupa’ya bile esin kaynağı olmuştur. Avrupa’da ise, özellikle orta çağda, kendine has özgün kılıçlar üretmiş, ama Osmanlı’nın yükselişinin etkisi ile, onlardan ilham alan kılıçlar yapmışlardır.
Şimdilik, genel bir karşılaştırma yapmak için, tüm coğrafyaların kılıçlarını aynı anda sunup kısaca açıklayacağım.
Kılıçlara geçmeden önce bazı terimlerden bahsetmek gerek. Mesela kılıcın kütle merkezi önemli unsurdur; Kütle merkezi kabzasına yakın olan kılıçlara Dengeli kılıç denir ve daha kıvrak ve kolay kullanılır ama darbe gücü görece düşüktür; ama atiklikle birlikte keskinlik ve delici özellikleri avantajlıdır. Kütle merkezi kabzasında uzakta olan kılıçlara Dengesizkılıç denir, tutuşu görece zordur, kullanırken (Balta gibi) fazladan güç gerektirir, ama darbe gücü oldukça yüksektir (Balta dinamiği gibi); ama keskinlikle birlikte darbe gücünün yüksek olması bu kılıçları oldukça ölümcül yapar. Ayrıca Tek taraflı (Yada ağızlı) kılıç, sadece tek tarafı keskin olan kılıç demektir, çift taraflı da ise çift tarafı da keskin olur.

Şimdi, doğudan batıya, Kılıçların şekillerine bakalım;

Japon Kılıçları



Japon Kılıçları; Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi Katana esas-özgün japon kılıcıdır, ve namlu ve kabza uzunluğuna göre bir çok türevi vardır; hepsine kısaca katana ailesidiyebiliriz. Katana, eski zamanlarda, sadece soyluların kullandığı bir kılıç türüdür ve dillere destan bir keskinliği vardır. Kabzanın tasarımına göre, tek veya 2 elle birlikte kullanılabilir. Eski çağlarda bu kılıcın keskinliğini test etmek için, fakir halktan kurbanlar seçilip direk üstlerinde denerlermiş. Elbette şimdi böyle bir şey yok (en azından bildiğimiz kadarı ile). İşte Katana ailesi;
O Tanto; Ailesinin en kısasıdır. çok yakın dövüşlerde, sürpriz ataklarda kullanılır.
Chisa Katana; Boyu Katana ve O tanto arasında olan yakın dövüş kılıçlarından biridir.
Katana; Ailenin standart bireyidir. Sadece bir tarafı keskindir.
O Kataba; Basitçe namlusu uzun katanadır.
Nodachi; Hem namlusu hem de kabzası uzundur. Toplam boyu kısa bir mızrak gibidir.
Çift taraflı Katana; Ailenin 2 tarafıda keskin olan tek üyesidir. !


Çin Kılıçları



Çin Kılıçları; Tüm Moğol, Çin ve Türki kılıçlarından bahsetmek gerekirse, basitçe çin başlığında altında konuşulabilir. Çünkü savaş ve dövüş alanında bir çok buluş çıkaran Moğol ve Türki topluluklar, göçebe yaşam tarzı nedeniyle tarihlerini ve kültürlerini çinliler gibi ayrıntılı koruyamamış, ama genede parlak zamanlarında yaptıkları etkilerle genel coğrafyaya, ve elbette Çin’e oldukça ilham kaynağı olmuşlardır. Diğer Asya topluluklarının aksine görece daha bir yerleşik yaşam tarzın içinde olan Çinliler ise, bir çok alanda eski tarih ve kültürlerini daha saf halde muhafaza edebilmişler, ve ilham aldıkları Moğol-Türki topluluklarının savaş ve silah teknikleri hakkındaki bilgilerini de, kendi yorumları ile birlikte, günümüze ulaşmasına ister istemez yardımcı olmuşlardır.
Kılıçlara gelirsek; Çinlilerin aslında temelde 2 ana kılıçları vardır; Jian ve Dao. Diğer tüm Çin kılıç çeşitleri bu 2 kılıçtan esinlenerek türetilmiştir. Aşağıda ise, Wuxia hikaye ve filmlerinde en çok kullanılan 4 temel kılıç türünü sunuyorum;
Jian; Beyfendi kılıcı olarak kabul edilir, ve çinlilerin en özgün ve kendine has kılıcıdır. Dengeli kılıçlar arasındadır; ve silahşörün kıvraklığındaki ustalık bu kılıcı ölümcül yapar.
Dao; Esasen Türk-Moğol kılıcıdır. Jian’a göre daha kalın ve biraz kıvrık olan bu kılıç daha sağlam bir görüntü verir, ve askeri ve kişisel anlamda en çok kullanılan kılıçlar arasında yer alır. Bir çok türevi vardır, ve Dünyadaki bir çok kılıç bu kılıçtan türemiştir. Kısacası kılıçların babasıdır.
Dadao; Dao’nun bir çok türevi olduğunu söylemiştim; işte en gösterişlilerinden biri. Bildiğimiz Palanın çin versiyonudur. Dengesiz kılıç sınıfındadır, 2 elle tutulur.
GuanDao; Bu aslında bir nevi, mızrak+kılıcın bileşimi bir silahtır. Efsaneye göre Silah ismini, onu icat General Guan Yu‘dan almıştır. Görüntüsü ve ayrıca gücü oldukça heybetli olan bu kılıcı kullanabilmek için iyi bir kas gücüne gereksinim vardır. Wuxia hikayelerinde ve tarihsel kayıtlarda bu kılıcı genellikle yüksek rütbeli asker kişiler kullanır. Mesela ilgili filmleri;
Üç Krallık (2008)’da, Ti Lung General Guan Yu‘yu canlandırmıştır.
Kayıp Kahraman (2011)’da Donnie Yen, Guan Yu olarak baş roldedir.



Türk Kılıçları





Türk (Orta Doğu) Kılıçları; Genel olarak Arap, İran ve Türk karşımı olsa da, Türk etkisi oldukça baskındır, ama tüm ortadoğu kılıçlarının atasının Türk-Moğol Kılıcı olan Daoolduğunu söylersek pek de yanılmış sayılmayız. Asyadan Avrasya ve Anadoluya göçen Türkler, yanlarında getirdikleri kılıçlarla tüm Orta-Doğu kılıç şekillerine derin etki yapmışlardır. Daha sonra Osmanlı’nın yükselişiyle birlikte, Osmanlı Kılıcı adıyla, Avrupa’yı da etkilemiştir. Daha çok ayrıntı için bakınız …
Türk kılıçlarından bahsederken Yalmana değinmeden edemeyiz. Yalman basitçe kılıcın uç kısmında bulunan her 2 tarafı da keskin bölgeye verilen addır. Özellikle 14yy sonrasında Türk kılıçlarında daha da belirginleşen yalman, büyük hacimli (yani namlunun içinde uzun yol katetmesi gereken) hedefleri kesmede büyük kolaylık sağlar. Yalmansız kılıçlarda, kılıç hedef içinde yol alırken kinetik enerjisi, ilk temastan meydana gelen salınımlar nedeniyle sönümlenir, ve böylece kesiş kuvveti azalır. Ama Yalmanlı kılıçlarda, bu salınım hareketi engellenir ve hedefi oldukça etkili bir şekilde keser.
Kilij; En karakteristik Türk kılıcıdır ve kökeni Asya Hunlarına kadar gider. Bu kılıcın en önemli özelliği, tam ortasında bükümü ve ucunda ki Yalmanı ile darbe ve kesme gücünün oldukça etkili olmasıdır. Keskinlikte katana ile yarışabilen ender kılıçlardandır. Karabela, Balkan palası gibi çok fazla türevi bulunur.
Ağır Kilij; Eğer 300 Sparta filmini izlediyseniz, bu kılıç oldukça tanıdık gelecektir. Yalmanı ilk olarak orta asyada ki Turki kavimler ortaya çıkarsada, sanki spartalılar önceden kullanıyormuş gibi gösterilmiş (Elbette filmlerde ki herşeye inanmıyoruz :P). Bu kılıç ayrıca, 15 yy Türk kılıcı (!) olarak piyasada satışta. Abartılı yalmanı ile oldukça ürkütücü bir görünüm sunan bu kılıcı çeşit olsun diye sunuyorum; görüldüğü gibi, Yalmandaki ağırlık o kadar fazladır ki, silah artık Kılıç+Balta birleşimi bir şey olmuştur.
Yatağan; Bu aslında küçük kılıç ve uzun bıçak arası bir silahtır. Osmanlı devletinin en yaygın kullanılan savaş kılıçlarından birdir.
Memlük Kılıcı; Eğriliği az olan bu kılıç zamanında Mısıra hükmeden Memlüklülerden türemiş, ve 19yy dan sonra batılılar tarafından özellikle aksesuar kılıcı olarak oldukça benimsenmiştir.
Pala (Scimitar); Çinlilerin Dadao’suna çok benzeyen bu kılıç, özellikle İran’lılar tarafından kullanılan gösterişli bir savaş kılıcıdır.

Avrupa Kılıçları




Avrupa Kılıçları; Şekilde görüldüğü gibi 4 ana avrupa kılıcı vardır. Kalın ve ağır avrupa kılıçları erken dönemler de kullanılırken, günümüze yaklaştıkça daha ince ve hafif kılıçlar türetilmiştir, ve Osmalı kılıçlarından esinlenilmiştir.
Kısa ve Uzun Kılıç, (Short Sword, Long Sword); Aslında boyları dışında tıpatıp aynıdır. Kısa olan daha çok bıçak gibi çok yakın dövüşlerde, ve süpriz ataklarda kullanılır. Uzun olan ise genelde daha ağır, kalın, dengesiz, ama darbe gücü yüksek olur. Özellikle uzun kılıcı kullanabilmek için iyi bir kol gücüne gereksinim vardır.
İnce kılıç (Rapier); görece modern çağ olan 16 ve 17′ci yy’larda türetilmiştir; ve kılıcın özelliği kesmesi değil “delmesidir”. Dengeli Kılıçlar arasında yer alan bu kılıç oldukça kıvrak bir kullanım gerektirir ve rakibini “delerek” bertaraf eder. Özellikle 16-17 yy’ın düellolarının vazgeçilmezidir. Bu gün hala eskrim turnuvalarında kullanılır.
Eğri kılıç (Saber); Aslında Kilij ve Memlük Kılıcından esinlenen bu kılıç, 17 yy’da avrupada türemiş, ama geniş çapta yaygınlık kazanması 19 yy’da Napolyon Savaşlarında olmuştur. Hatta yaygınlığı Amerikan iç savaşına bile sıçramıştır. Ayrıca hala bir çok modern orduda aksesuar olarak törenlerde kullanılmaktadır. Bu kılıcın dengeli-dengesiz, tek yada çift taraflı olmak üzere bir çok çeşitlemesi vardır.

Sonuç :

Şimdi gelelim en iyi kılıç hangisiymiş bunu biz değil ama yavurlar araştırmış ve yatağan(kilij) olduğuna karar vermişler. Tabi okumayı sevmeyen , tarihini bilmeyen bir işin torpilsiz olmadığı bir milletten de kendi değerlerini koruması beklenemez ama o ayrı bir konu.




Pusat, Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde silah anlamına gelir. Günümüzde "at, avrat, silah" olarak söylenen atasözünün orjinal biçimi "at, avrat, pusat" şeklindedir.

Türk kılıcı, XVI. yüzyılın başında estetik ve performans olarak en yüksek seviyeye ulaşmış. Ateşli silahların gösterdikleri gelişmeye paralel olarak artan kullanımlarının zaman içerisinde kılıcı ikinci plana ittiğini, artık işlevsellikten çok görselliği önem kazanmaya başlayan kılıçların abartılı biçimler ve bezemelerle bir statü sembolüne dönüştüğünü söyleyebiliriz. Safevi etkisiyle XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı topraklarında yayılan şimşir kullanımı, bu tarihten sonra üretilen kılıçların biçimlerini de etkilemiş. Dahası, XVII. yüzyılın başlarından itibaren İngiltere’den önemli miktarda kılıç ithal edilmeye başlanmış. Doğal olarak, bu tarihlerden sonra Türk kılıcında bir gelişme beklemek mümkün değil; aksine, üretim ve kullanımı azalmış, kalitesi ve karakteristik özellikleri erozyona uğramış. Sonuçta “ikincil silah” işlevini de yatağana devreden Türk kılıcı, 1806 yılında ve Nizam-ı Cedid ıslahatları kapsamında ordudan resmen kaldırılmış.






Dünyanın en iyi oku hangisi konusu zaten bilindiği için araştırması kolay olduğundan bu konuyu anlatmayacağım ...


Kaynaklar :

Wikipedia

http://renklisheyler.wordpress.com

"Kılıç" sözcüğü, kullanıldığı dilin yazım kurallarına ve kişisel tercihlere göre "kilij", "kilitch", "qilich", vb. şekillerde görülebilmektedir.

“Türk Kılıcının Menşe ve Tekamülü Hakkında”, A.Ü. DTCF Dergisi 6, 1948, s. 431-460

Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş I, İstanbul: 1946, s. 31

Iqbal M. Shafi, "Fresh Look on the Ghaznavids", Islamic Culture, 1938, c. 12, s. 215-216

W. Arendt, "Türkishe Säbel aus den VIII.-IX. Jahrhunderten", Archaeologica Hungarica 16, 1935, s. 48-68

Ünsal Yücel, a.g.e., s. 64

Halil İnalcık, Doğu Batı, Ankara: Doğu Batı Yay., 2005, s. 189

0 yorum: